"Sıvı güneş ışığı (Liquid Sunshine)"
Bir adam…
Bir kadın…
Bir yağmur…
Adam, evlendiklerinde 56 yaşındaydı.
Hayatı boyunca üzerine büyük sorumluluklar yüklenmişti. Her hareketi, her sözü dikkatle ölçülüp biçilirdi. Çevresinde “gözde bekâr” olarak anılırdı, ama aslında hep bir şeylerin eksik kaldığını hissederdi.
Kadın, adamdan bir yaş büyüktü.
Evlendiklerinde 57 yaşındaydı. Aynı çevrelerde büyümüşlerdi, ortak arkadaşları vardı. Alımlıydı, uzun boyluydu ve girdiği her ortamda hemen dikkat çekerdi. Gülüşü rahat, duruşu ise doğaldı.
Yağmur ise dünyanın her yerinde başka türlü yağardı.
Ama Karayipler’de bambaşka. Bir yağar, bir dururdu. O kadar kısa sürer ve o kadar çabuk güneş geri gelirdi ki, Karayipliler buna “sıvı güneş ışığı (liquid sunshine)” derlerdi.
Adam, annesinin sözünden kolay kolay çıkmazdı.
Ne annesi ne de adam, topluluk önünde küçük düşürücü hareketlerden kaçınır, her detaya son derece dikkat ederlerdi. Kadın da dikkatliydi, ama adam kadar katı kuralları yoktu.
Yıllar önce ortak bir arkadaşları onları tanıştırmıştı. Adamın bakışlarından kadına olan ilgisi hemen belli olmuştu.
Tanışır tanışmaz kadın adama gülümseyerek, “Benim büyük büyükannem, senin büyük büyükbabanın metresiydi,” demişti.
Adamın aklı başından gitmişti.
Bir süre görüşseler de, ilişkileri Karayipler’in yağmuru gibi kısa sürmüştü.
Hayat onları farklı yönlere savurmuştu.
Adam genç bir prensesle evliydi. Bu evlilik görev ve sorumluluk üzerine kurulmuştu. İki oğulları olmuştu. Herkes mutlu görünmelerini bekliyordu. Ama evlilik zamanla yıpranmış, her iki taraf için de zorlaşmıştı.
Adam kadını unutamamıştı.
Kadın da adamı unutamamıştı.
Yeniden görüşmeye başladılar. İlişkileri sessizce büyüdü.
Zaman geçti. Adam, içinde bulunduğu evliliğin artık sürdürülemeyeceğini anladı. Zor bir karar verdi ve boşandı. Kadın da kendi yolunu ayırmıştı.
Ancak boşanmadan kısa bir süre sonra, adamın eski eşi geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybetti.
Bu kayıp tüm aileyi derinden sarstı.
Çocuklar perişan oldu. Adam da büyük bir üzüntü yaşadı. O dönemde kimse yeni bir başlangıçtan söz etmiyordu.
Aradan yıllar geçti.
Adamın annesi kadına mesafeliydi. Çocuklar hâlâ yaralarını sarıyordu. Çevrelerindeki birçok kişi kadına karşı çıktı. Yine de adam, hayatında belki de ilk kez kendi isteğini açıkça ortaya koydu.
2005’te, küçük bir törenle evlendiler.
Sadece en yakınları vardı. Adamın ve kadının çocukları nikâh şahidi oldu. Adamın annesi törene katılmamıştı, ama aynı gün yapılan kutsamaya geldi.
Kadın, herkesin kendisini hemen kabul etmeyeceğini biliyordu. Adam da bunu biliyordu.
Yıllar geçti. İtirazlar zamanla yumuşadı.
Adam hâlâ topluluk önünde her detaya dikkat eder, kurallara özen gösterirdi. Kadın ise ona destek olur, içinde bulundukları durumu zorlamamaya çalışırdı.
Bir gün adamın işi için Karayipler’e gittiler.
Her şey planlandığı gibi ilerliyordu. Derken o meşhur yağmur başladı. Koca koca damlalar üzerlerindeki kıyafetleri sırılsıklam etti. Islanırlarken, adam içeri girmek istemedi. İkisi de ıslanıyordu.
Kadın dayanamadı, şemsiyesini açıp uzaklaştı. Daha fazla ıslanmaya dayanamayacaktı.
Adam arkasından seslendi.
Kadın durdu ve geri döndü.
Adam’a baktı.
Adamın kıyafetleri yağmurdan şişmiş, saçları dağılmış, her zamanki kusursuz görünümünden eser kalmamıştı. Hayatı boyunca alışık olduğu o kontrollü adamın yerinde, sırılsıklam ve biraz komik bir adam duruyordu.
Kadın birden gülmeye başladı.
Öyle böyle bir gülüş değil; yılların tüm bekleyişini, reddedilmişliğini geride bırakan özgür bir gülüştü bu.
Adamın bütün kuralları bir anda yıkılmıştı.
O da dayanamadı ve gülmeye başladı. Katıla katıla, kuralsızca bir gülüş…
İkisi de, belki de hayatlarında ilk defa nihayet bu kadar özgürce, bu kadar içten gülüyorlardı.
Kadın geri döndü.
Adam da onun yanına yürüdü.
Ve bu resmi çektirdiler.
Belki de o fotoğraf, adamın bütün hayatındaki en samimi anıydı.
Yıllar boyunca gücü, unvanı, sorumlulukları vardı.
Ama o gün, yağmurun altında, sadece bir erkek olarak duruyordu.
Belki de, bütün o zenginlik ve güç içinde, aslında sadece özgürce gülebileceği bir an arayan romantik bir adamın fotoğrafıydı bu.
Belki de değildi😀
Karayiplerin yağmuru yapacağını yapmıştı.