Pinned Tweet
OKUYUN OKUTUN George Orwell’in 1984 kitabını ana fikri, totaliter rejimlerin bireysel özgürlüğü yok etme tehlikesi ve gerçeğin manipüle edilerek toplumların mutlak kontrol altında tutulmasıdır. Öne Çıkan Temel Mesajlar. Mutlak Gözetim: Devletin, bireylerin özel hayatını ve +
2
2
721
Türkiye’de #siyasetçilerin ürettiği krizler,halk üzerinde kronikleşmiş bir travma rejimine dönüştü. Siyasetçilerin oy tabanlarını konsolide etmek amacıyla "biz" ve "onlar" söylemleri ve refahın adaletli dağıtılmaması sonucu milli birlik bozuldu+ #Ekonomi #Enflasyon #Fon #Beka
1
11
Yurttaşlık ortak paydası ortadan kalktı. Sosyal yarılma gerçekleşti. Bireylerin kurumlara olan güveni sarsıldı. Toplumun çoğu gelecekten umudu kesti,günü kurtarmaya çalışıyor. Enflasyon,işsizlik,ekonomik güvencesizlik halk üzerinde yapısal bir şiddete dönüştü. Gençler arasında +
1
3
yaygınlaşan "geleceksizlik" duygusu gençlerde çaresizlik ve toplumsal yabancılaşmaya yol açtı. Siyasetçilerin yüksek viteste siyaset yapmaları toplumu psikolojik olarak bitirdi. Siyasetçiler eliyle bitirilen toplumda gündelik yaşam iletişiminde öfke dili hakim Yazık oldu ülkeye
3
Kendi çıkarları için 86 milyona zarar verdiler. Ülkeye zaten doğrudan dış yatırım gelmiyor ,gelen tahvil ve borsaya geliyordu, şimdi orayada gelmeyecekler ,ülke daha fazla faizle dış borç bulacak, Buda #emekli nin,#çalışanın #esnafın #çiftçinin dahada yoksullaşması demek.+
AKP'Lİ BÜLENT TURAN'IN ÇIKIŞI KİMSEYE BENZEMEZ! Gazeteci Bahar Feyzan, günün bomba gelişmesinin satır aralarını buluyor. Gündemden ve ekonominin içinden gelişmeleri ayıklayıp farklı bakış açılarını ortaya çıkarıyor.
1
1
25
daha fazla vergi,zam demek. Bu insanları neden sırtımızda taşıyalım ki?
7
“Bir yerde her şey yanlış yapılıyorsa, o planlıdır” sözü,bazen bir sistemin nasıl çökertildiğini anlatır. Türkiye’de #enflasyon karşısında eriyen ücretler, barınma krizindeki gençler, geçinemeyen #emekliler bağımsızlığı tartışılan kurumlar, toplumsal çöküşün somut işaretleridir.+
Eğer bir yerde her şey yanlış yapılıyorsa, o planlıdır." Anooshirvan Miandji
1
24
Bir ülkede ekonomi, hukuk ve liyakat aynı anda çöküyorsa mesele yalnızca yanlış kararlar değil bu yanlışlardan kimin kazanç sağladığıdır. Servetin dar bir azınlığın elinde toplanması, milyonlarca insanın yoksullaşması, düzenin kimlere yaradığını gösteriyor.
15
Bir yanda milletin sırtından beslenen tarikat,cemaat ,vb şebekeler diğer yanda hortumladıkları milyar dolarlarla #fon vurgunu yapanlar… Ve tüm bu adaletsizliğin, talanın ortasında 85 yaşında “Çalışmadığım gün açım” demek zorunda bırakılan bir ömür.+ #Ekonomi #Enflasyon #Ahlâk
Geçimini sağlamak için pazarda satış yapmak zorunda olan 85 yaşındaki kadın: “Çalışmadığım gün açım.”
1
1
57
Bu düzen vurguncuyu, yandaşı ihya ederken halkı açlıkla terbiye ediyor. Bu düzen sürdürülebilir değil; bu sadece bir ekonomik kriz değil, topyekün bir vicdan iflası ile halk ve yöneticilerin birbirinden kopmasıdır!
12
2027 BÜTÇESİ DE BORÇ-FAİZ BÜTÇESİ! İktidarın TBMM’ye sunduğu 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifine göre; Giderler: 27,27 trilyon lira (486,6 milyar $), Gelirler: 23,41 trilyon lira (417,6 milyar $). Bütçe Açığı: 3,87 trilyon lira (69,1 milyar $). Bütçedeki bu açık, 3,88 trilyon liralık (69,2 milyar $) “Net Borçlanma” ile kapatılacak. YANİ, 2027’de de borçlar azalmayacak, artacak. Faiz Giderleri: 3,97 trilyon lira (70,9 milyar $). Geçen yıla göre faiz ödemeleri 14,7 milyar $ (yüzde 26,2 oranında) artıyor. İktidar, vatandaştan toplayacağı her 100 liralık verginin 20 lirasını faize ödeyecek. Bu yoklukta, imtiyazlı holdinglere yapacakları yaklaşık 2,5 trilyon liralık vergi kıyağı da gözümüzden kaçmadı. BÜTÇENİN RAKAMLARI KADAR YALANLARI DA DİKKAT ÇEKİYOR! 2027 Bütçesinde hedef enflasyon; yüzde 21. Toplanacak vergilerdeki net artış hedefi ise yüzde 35,6. Bu demektir ki, kendileri de enflasyonun yüzde 21’e düşeceğine inanmıyor. 2026 BÜTÇESİ GİBİ 2027 BÜTÇESİ DE BORÇ-FAİZ BÜTÇESİ! Faiz Giderlerine ayrılan kaynak; tüm milli eğitim programlarına ayırdıkları payın 1,3 katı. Sağlık Programlarına ayırdıkları payın 1,9 katı. Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlara ayırdıkları payın 4,8 katı. Tarım ve Kırsal Kalkınmaya ayırdıkları payın 4,9 katı. İstihdama ayırdıkları payın 9,1 katı. Sanayi, Üretim ve Yatırım Destek payının ise 16,1 katı. FAİZE GİDEN KAYNAKLAR İÇİMİZİ ACITIYOR! Paralar faize gidince vatandaşa hizmet için kaynak kalmıyor. Bağımlılıkla mücadeleye ayrılan pay, toplam bütçenin on binde 7’si. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine ayrılan pay, toplam bütçenin binde 1,1’i. Çocukların Korunması ve Gelişiminin Sağlanmasına ayrılan pay, toplam bütçenin binde 2,8’i. Gençliğe ayrılan pay, toplam bütçenin on binde 6’sı. İnsan Haklarına ayrılan pay, toplam bütçenin yüz binde 5’i. Her zaman olduğu gibi, 2027 yılı bütçesi de borç-faiz-zam-vergi bütçesi. İktidarın bütçesinde emeklimiz yok, emekçimiz yok, memurumuz yok, köylümüz ve çiftçimiz yok, çocuklarımız, gençlerimiz, işsizlerimiz yok, ailelerimiz yok, sanayicimiz ve esnafımız yok. 25. FAİZ BÜTÇENİZ, TÜRKİYE’NİN SON FAİZ BÜTÇESİ OLSUN!
26
Ekonomik güven: Hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği ve yatırım güvensizliği yapısal reformlar olmadan kalıcı biçimde çözülemez. Hukukun üstünlüğü: Yargı bağımsızlığı ve hukuki öngörülebilirlik güçlenmeden kalıcı yatırım ve toplumsal güven sağlamak zorlaşır.+ #OrtakDerdimiz
1
1
5
134
Siyaset: Güç yoğunlaşması ve toplumsal kutuplaşma devam ederse kurumlara güven daha da aşınabilir. Freedom House’un 2026 raporu Türkiye’yi siyasi haklar ve özgürlükler bakımından “özgür olmayan” ülkeler arasında değerlendiriyor.
1
17
Dünya genelinde, kendilerinin ve çocuklarının rahat yaşamları için #BaskalarınınHayatı nı çalanların kurduğu düzen yıkılmadan dünyaya barış gelmez.
3
229
25 yılın tablosu!! Ekonomide güvensizlik, hukukta aşınma, kurumlarda itibar kaybı! Her krizde bahane, her başarısızlıkta sorumluluktan kaçış… Artık bedel ödemekten bıktık! Türkiye’nin ihtiyacı yeni bahaneler değil, köklü bir zihniyet değişimidir.
ADI KONULMAMIŞ BİR BUHRAN DÖNEMİNDEN GEÇİYORUZ; AKP İKTİDARI ELİYLE KURUMSAL BİR ÇÖKÜŞ YAŞATILIYOR! Türkiye bugün yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacak kadar derin, çok boyutlu bir güven ve yönetim kriziyle karşı karşıyadır. Ekonomiden hukuka,sermaye piyasalarından kamu yönetimine uzanan bu tablo,iktidarın yanlış politikalarının, liyakatsizliğin, denetimsizliğin ve kurumları siyasi iradeye bağımlı kılan anlayışın sonucudur. MSCI’ın 15 Ekim 2026 tarihli kararı,sermaye piyasalarımızdaki güven kaybının uluslararası yatırım çevrelerinin de gündemine yerleştiğini göstermektedir. MSCI’ın şeffaflık,fiilî dolaşım oranları ve koordineli işlem şüphelerine ilişkin endişeler nedeniyle bazı endeks değişikliklerini durdurması ve ilerleme sağlanamazsa Türkiye’nin gelişmekte olan piyasalar statüsünün yeniden değerlendirilebileceğine işaret etmesi, sıradan bir teknik karar değildir. Bu, Türkiye’nin ekonomik ve kurumsal güvenilirliğine yöneltilmiş ciddi bir uyarıdır! Yatırım fonları etrafındaki gelişmeler,olağan dışı fiyat hareketleri, likidite sorunları ve yatırımcı kayıpları,sermaye piyasalarımızdaki denetim mekanizmalarının etkinliğini sorgulamayı zorunlu kılmaktadır. Vatandaşlarımızın alın teriyle oluşturduğu birikimlerin korunmasından sorumlu kurumlar görevlerini yerine getirmiş midir? Riskler zamanında tespit edilmiş midir? Piyasa bozucu işlemlere karşı caydırıcı tedbirler alınmış mıdır? Yatırımcı haklarını korumakla yükümlü kurumlar neden güven veren bir tablo ortaya koyamamaktadır? Her yatırım zararı dolandırıcılık değildir.Ancak piyasa manipülasyonu,koordineli işlem ve yatırımcıların yanıltılması şüphesi taşıyan hiçbir iddia cevapsız bırakılamaz; hiçbir sorumluluk siyasi gerekçelerle örtbas edilemez! Asıl mesele yalnızca borsadaki düşüşler veya birkaç yatırım fonunun yaşadığı sorunlar değildir. Asıl mesele,Türkiye’de kurumların bağımsızlığına,hukukun üstünlüğüne,denetimin tarafsızlığına ve piyasanın adil işleyişine duyulan güvenin sistematik biçimde aşındırılmasıdır. Bir ülkede hukuk güvenliği zayıflamışsa, denetleyici kurumların bağımsızlığı tartışmalıysa, kuralların herkese eşit uygulanacağına ilişkin inanç kaybolmuşsa orada kalıcı yatırım da sürdürülebilir kalkınma da mümkün değildir. Türkiye’nin gelişmekte olan piyasalar kategorisinden çıkarılması ihtimali dahi yabancı sermaye akımları,uluslararası fonların tercihleri ve şirketlerimizin finansmana erişimi açısından ciddi bir tehdittir. Ancak mesele yalnızca yabancı yatırımcı değildir! Kendi ülkesinin sermaye piyasalarına güvenemeyen, birikimlerinin hangi şartlarda değerlendirildiğinden emin olamayan vatandaşlarımızın yaşadığı güvensizlik, ekonomik istikrar açısından çok daha büyük bir sorundur. Türkiye’nin ihtiyacı,her krizi dış güçlere bağlayan,sorumluluktan kaçan ve sorunları geçici müdahalelerle örtmeye çalışan bir anlayış değildir. İhtiyacımız; bağımsız ve etkin denetim,şeffaf kamu yönetimi, güçlü yatırımcı koruması,hesap verebilir kurumlar ve herkes için eşit işleyen bir hukuk düzenidir. Unutulmamalıdır ki bir ülkeye kalıcı sermayeyi çeken günübirlik teşvikler değil; güvenilir kurumlar, hukukun üstünlüğü ve öngörülebilir ekonomi politikalarıdır. Türkiye’nin üretim gücü, insan kaynağı ve ekonomik potansiyeli bu darboğazı aşabilecek kapasitededir. Ancak ilk şart, kurumların itibarını yeniden tesis etmek ve devleti siyasi iktidarın değil, hukukun ve milletin hizmetinde işleyen bir yapıya kavuşturmaktır. Adı konulmamış bir buhran döneminden geçiyoruz. İktidar eliyle kurumsal çöküş yaşatılıyor! Bu ülkenin ihtiyacı sorunları inkâr eden değil, sorunlarla yüzleşen; sorumluluktan kaçan değil, hesap veren; kurumları şahısların iradesine teslim eden değil, bağımsızlıklarını güvence altına alan bir yönetim anlayışıdır. Çünkü ekonomide güven kaybolduğunda yalnızca para değil, geleceğe dair umutlar da kaybolur! Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaran tedbirler değil; hukuku, kurumları ve ekonomik istikrarı yeniden ayağa kaldıracak köklü bir zihniyet değişimidir!
1
48
Gelen soyuyor, giden soyuyor; biri doymadan öteki geliyor. Memleket, talan sofrasına dönmüş; halk da kendi evinde misafir! Değişen isimler, değişmeyen düzen: Soyulan millet, zenginleşen bir avuç insan!
12
#altın dan şaşmayın...
Turkey is letting the lira slide more quickly to prevent sharper weakness in the longer term, central bank Governor Fatih Karahan told investors at meetings in Bangkok, sources say bloomberg.com/news/articles/…
77
Aşıranın alnı açık, milletin başı eğik, Ne tuhaf devirdir bu,ne ibretlik! #Ekonomi #Fon #Enflasyon #YeniTürkiyeyüzyılı
Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş, “zula” olarak kullandığı bir ev kiralamış. Evde yok yok. Balya balya paralar. Lüks saatler. MASAK Raporuna göre, 2024 yılında 10.6 milyon lira para hareketliliği varken, bu rakam 2025’de 231 milyon liraya çıkmış. Yani başkanlık döneminde. Kardeşim, hiç mi utanmanız yok? Bir de “hatırlı” isimler aracılığıyla Cumhurbaşkanımıza ulaşmaya çalışıyorsunuz. Ne anlatacaktınız? Size güvenen insanlara hiç mi vefanız yok. Hiç mi ders almazsanız.
Community note
Esenyurt Belediyesi AKP tarafından atanan kayyum tarafından yönetilmektedir: nefes.com.tr/kayyum-yardimc…
1
30
Temcit pilavı gibi hep aynı şeyleri konuşup duruyorlar, toplumun çözüm bekleyen bir çok sorunu var fakat umurlarında değil bıktırmanında ötesine geçtiler! Halkın sorunlarını çözmeyenlere niye oy verelim ki!!! #İflas #Vergi #Emekli #Asgariücret #zam #Fon #Bıktırdınızartık
‘Başörtü’ tartışması Meclis’i birbirine kattı! “GİT ARKADAŞIN ÖZLEM ZENGİN’E BAK!”
33
Melez yada melezleştirilmiş toplumların oluşturduğu devletleri bir arada tutan en önemli unsurlar #ekonomi k refah #adalet ve geleceğe olan umuttur. Eğer bunlar sağlanmazsa o devlet yıkılır. Örnekler; Roma imp, Osm İmp,Yugoslavya ,Sovyetler Birliği #Enflasyon #Siyaset
32
Bir ülkenin borsasının uluslararası endekslerde itibarı tartışmaya açılıyorsa bunun bedelini halk öder. #Ekonomide güven nutukla değil; hukukla, şeffaflıkla ve denetimle kazanılır. İktidar artık algıyı değil ekonomiyi yönetmeli çünkü millet faturayı ödemekten BIKTI!!!
SON DAKİKA | MSCI, Türkiye endekslerindeki değişiklikleri dondurdu. Endeks sağlayıcı MSCI; Türk hisselerinde fonlar üzerinden yapılan koordineli işlemler ve fiili dolaşımdaki şaibeler nedeniyle, Türkiye endekslerindeki yeni hisse girişlerini, pay artırımlarını ve yukarı yönlü tüm revizyonları dondurduğunu açıkladı. Kurum, Haziran 2027'ye kadar yeterli şeffaflık ve denetim adımları atılmazsa Türkiye'nin "Gelişmekte Olan Piyasalar" (Emerging Markets) statüsünden düşürülebileceği uyarısında bulundu.
18